Back To Top
  • Ergun AŞÇI
    Ergun AŞÇI
AHENGİMİZ NASIL YOK EDİLİYOR

AHENGİMİZ NASIL YOK EDİLİYOR

 - Tarih 11.2.2019
- A +

 AHENGİMİZ NASIL YOK EDİLİYOR

 

Akçakoca halkının çoğunluğunun muhafazakâr ve gönlünde Müslümanlığı her daim gönlünde taşıyan insanlar olduğunu söyleyebilmek için ne anketlere ihtiyacımız var ne de seçim neticelerinden çıkarsamalar yapmaya.

Görünen köy kılavuz istemez misali bu böyle!

Türk, İslam ve Osmanlı kavramlarının muhakkak yer alacağı cümlelerle bir medeniyetin mirasçısı olduklarını ve mirası korumak gerektiği ifade edeceklerdir sorulduğunda dillerinin döndüğü kadar.

Maneviyat ve muhafaza etmek en çok ifade etmeye çalıştığı şeydir bu çoğunluğun.

Bu çoğunluğun kültürel önderliğine soyunmuş yılda bir kitap bile okumamış kifayetsiz muhterislerinden çok daha dişe dokunur tespitler olacağı muhakkaktır bu ifadelerin.

Gelin kültürel önderliğe soyunmuş kifayetsiz muhterislerin muhakkak okumuş olması gerektiği halde çoğunun okumamış olduğunu bildiğim büyük hikâyecimiz Mustafa Kutlu’nun bu medeniyetin nasıl mirasçısı olunacağı ve nasıl muhafaza edileceğine dair görüşlerinden yararlanarak günümüz Akçakoca’sı ile alakalı birkaç tespit yapalım.

**

“Mesela evleri ele alalım. Bu evler sokağa değil, avluya bakar.

Sokağa dönük yüzünde, insan boyunu aşan duvarlarında pencere dahi yoktur.

Çokluk taştan yapılır ve sağırdır.

Sokağa bakan kafesli pencereler bu taş kısmın üzerinde yükselen ikinci katta bulunurlar.

Evet, ev bahçeye, yani içe açılır.

Burası mahrem bir alandır.

Çiçek, meyve, sebze, havuzda su ile bir bakıma tabiatın devamıdır. Güzel ve ferahtır.

Saydığımız unsurlarla tezyin edilmiştir.”

Evin dış görünüşü sade ve vakurdur.

Tezyinat evin içindedir.

Oymalar, ahşap bezemeler, göbekli geçmeli tavan süsleri, yüklük ve çiçeklikler hep bu iç güzelliği hedef alır.

Evin dış görünüşü sade ve vakurdur.

Tezyinat evin içindedir. Oymalar, ahşap bezemeler, göbekli geçmeli tavan süsleri, yüklük ve çiçeklikler hep bu iç güzelliği hedef alır.”

Evet, böyle diyor Mustafa Kutlu evlerin, mimarinin geçmişten geleceğe nasıl taşınması ve muhafaza edilmesini değerlendirirken.

Akçakoca’nın halkının çoğunluğunun önderliğine siyasi temsilciliğine soyunmuş zatı muhteremlerin bu kültürel bakışla ne kadar bir bağları var ki?

Olmalı ama yok, sadece varmış gibi yapıyorlar.

Bir bağları olsa hepsi birbirinin aynı olan sıradan apartman dairelerinde oturup bu binaların inşaatından rant elde edebilmek tek düşünceleri olmazdı.

**

Bu incelik ve âhenk büyük-küçük, baba-oğul, ana-kız, konu-komşu, usta-çırak, şeyh-mürit, hoca-talebe münasebetlerine de damga vurmuştur.

Çırak bir gün usta, oğul bir gün baba olacağından, yetişmesine itina gösterilir. Ağalık, beylik, hocalık, şeyhlik dahi bir hududa kadardır. Haddi aşmak hiçbir şekilde hoş görülmez.”

Ne güzel söylemiş değil mi? Akçakoca’da muhafazakâr siyasetin nasıl bir edep üzerinden gerçekleşmesi gerektiğini de anlatıyor aslında.

Kim siyaseten çıraklığa soyunmuşta ustalığa geçtiğine kani olduğunda göreve talip olmuş ki?

Cüneyt Yemenici’mi?

Hiç usta olmuş olsa son günlerde yaşanan şehrimize zarar veren nahoş hadiseler yaşanır mıydı?

Okan Yanmaz’mı?

Bu sorunun cevabı yok bende.

Kime çırak durduğunu bilmiyorum, üçüncü defadır belediye başkanlığına adaylığı onu usta yapmış mıdır onu da bilmiyorum?

Ancak nahoş hadiseye kıyısından köşesinden dahi dâhil olmaya çalışmaması ufak da olsa bir emare sayılabilir mi?

Hemen evet diyebilmek de kolay değil bu soruya.

**

“Elbette ki bir değişim yaşanmakta ve taşranın yekpâre zamanı kenarından köşesinden delinmektedir amma, bu o kadar yavaş seyreder ki, değişim hissedilmez bile.”

Elbette ki günümüzün taşrasından/Akçakoca’dan bahsetmiyor Mustafa Kutlu.

Taşra geçmişte böyleydi şimdiki değişim o kadar hızlı ki, değerleri korumaya bile zaman ayıramıyorlar.

Son sürat gidiyoruz değişmek için, sıradanlığa doğru değişmek için.

**

“Taşranın âhengi bir yeraltı nehri gibidir.

Üstündekileri besler, büyütür ama gücünün sırrını açığa vurmaz.

O sebeple zâhire değil, bâtına bakmak lazımdır.”

Kısacası Mustafa Kutlu’nun taşrası ile Akçakoca’nın bir benzerliği kalmamış vaziyette.

Taşra olmak biraz da aheng içerisinde olmayı gerektirir, bu ahengimiz rant hırsı yüzünden her gün daha da bozulmuyor mu?

Muhafaza edilenler o kadar azalmış ki, azaltılmış ki, hem de muhafazakâr olduklarını söyleyenler tarafından.

Taşra yerine başka bir terim bulmamız gerekiyor Akçakoca için.

Sebep olanlar utanır mı?


 






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.