Back To Top
  • Muammer Kızılırmak
    Muammer Kızılırmak
İstifanın perde arkası…

İstifanın perde arkası…

 - Tarih 31.12.2018
- A +

 Bundan üç gün önce Düzce AK Parti tarihinde bir ilk gerçekleşti. Çok değil bir yıl önce Ak Parti delegelerinin seçtiği bir il başkanı görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Yani kendi iradesiyle istifa etmedi. İstifaya zorlandı. Daha doğrusu kendi ifadesiyle Keskin “Feragat etmek zorunda kaldı.” Bir bakıma teşkilatın iradesi, verdiği oylar hiçe sayıldı.

Bunun adına da parti içi demokrasi diyorlar.

Aslında halkın ya da teşkilatın iradesinin hiçe sayılması Düzce’de ilk değil. Bu konuya birazdan değineceğiz.

 24 HAZİRAN HEZİMETİNİN SEBEPLERİ

24 Haziran seçimleri Düzce Ak Parti için dönüm noktasıydı. Gerçekten de 24 Haziran seçimleri, Düzce halkının Düzce siyasetine yön verenlere karşı 16 yıldan beri biriktirdiği duygularının sandıkta tepkisiydi.

 Çünkü o tarihe kadar halkın sesine hatta feryadına kulak verilmemiş, Düzce halkı, derdini anlatabileceği, kendi içinden birisinin göreve gelmesini istediği halde, hep Ak Parti’ye hâkim kişilerin istediği kişiler işbaşına gelmiş, vekil, belediye başkanı, Meclis üyesi olmuştu. Seçilen kişiler de, halka hizmet edeceği yerde vefa borcu olduğu, kendisini bulunduğu makama getiren kişilere hizmet etti.

İşin dramatik ve acı olan tarafı ise halka kimi istersin? Diye sorulduğu halde böyle oldu.

Temayül adı altında teşkilatın fikri soruldu, anketler düzenlendi. Ama bir bakmışınız tam tersi, teşkilatın ve  halkın istemediği kişiler işbaşına gelmiş.

Yani Düzce halkına adeta dendi ki “Senin görevin bize oy vermek, senin kimi ya da ne istediğinin hiç önemi yok” dendi.

Düzce halkı seçtiği belediye başkanlarına, vekillere meclis üyelerine ulaşamadı, derdini anlatamadı. Halka aralarına duvar ördüler. Düzce halkı sadece seçim zamanlarında hatırlanır oldu. Düzce Ak Parti halkın değil, bir kısım seçkin insanların partisi oldu. Kendileri çaldılar, kendileri oynadılar.

Düzce halkı, hep aynı yüzleri görmekten bıktı. Seçim zamanlarında farklı, seçim bitince farklı maskeler takınmalarından tabir caizse siyasilerin ikiyüzlülüklerinden bıktı usandı. Sadece ve sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hatırına yıllarca siyasilerin bu şımarık, vurdumduymaz, sorumsuz, halktan uzak tavırlarına katlanmak zorunda kaldı.

Nihayetinde Ak Parti çınarının içi günden güne çürümeye devam etti. Ancak bunu anlayamadılar.

24 HAZİRANDA DÜZCELİ VİZYONSUZ SİYASETÇİLERİ CEZALANDIRDI…

İşte 24 Haziran’da Düzce halkı bütün bunların hesabını sorma fırsatını buldu. Erdoğan’a rekor seviyede oy verirken, O’nun davasına sahip çıkarken,  Ak Parti’ye oy vermedi, geçen yazımızda da söylediğimiz gibi, Düzce halkı Erdoğan’ın AK Partisi’ni değil, Düzceli vizyonsuz siyasetçileri cezalandırdı.

Başta da söylediğimiz gibi, 24 Haziran Ak Parti’nin yenilmez pehlivan unvanını yitirmesidir. Büyünün bozulmasıdır, MHP’nin AK Parti’nin kalesinin surlarında gedik açmasıdır. En önemlisi de halkın, siyasilere olan güvensizliğinin açığa çıkmasıdır,  kendisini dinlemeyen siyasilere attığı Osmanlı tokatıdır.

YA KESKİN’E KUMPAS KURULDU, YA DA BEYAZ SAYFA AÇILDI…

Keskin’in istifasının sebepleri arasında iki ihtimal var.

BİRİNCİ İHTİMAL: Ya Düzce siyasetine hâkim kişiler tarafından, kendilerinin aklanması, kendi kurdukları düzenin devam etmesi ve yerel seçimlerde bazı önemli makamlara kendi adamlarını yerleştirmek için fatura sadece Keskin’e kesildi.

İKİNCİ İHTİMAL:  Ya da Ak Parti Genel Merkezi durumu gördü ve beyaz sayfa açmak, partiye zararlı kişilerden kurtulmak için harekete geçti. Keskin sadece başlangıç, devamı gelecek…

Birinci ihtimalde:  AK Parti’de siyaset yapan bazı kişiler 24 Haziran’dan ders alacağı yerde, kendilerini aklamak için suçlu aramaya, günah keçisi aramaya başladılar. Ve suçlu bulundu. “Madem seçim kaybedildi. Sorumlusu teşkilattır, dolayısıyla başkan Hikmet keskin’dir” Dediler.

Peki, partinin seçim kaybetmesinde Keskin ve teşkilatının hatası yok muydu? Elbette vardı. Ancak faturayı bir kişiye kesmek de insafsızlık bence…

Bir siyasetçi dostumun dediği gibi “Esas sorumlular, sorumluluktan kaçmak için kurban aradılar”

 Açıkçası bu ihtimalde partinin bu hale gelmesindeki payı olanlar Örneğin, Fahri Çakır, Ayşe Keşir, Fevai Arslan, Hakan Kuşçuoğlu, gerçi şu anda aktif siyasette değiller ama Metin Kaşıkoğlu, Celal Erbay, İbrahim Korkmaz, Osman Çakır, Mehmet Keleş, Durmuş Arslan, Sebahat Uçar aklıma gelenlerden bazıları…

Onlara göre Hikmet Keskin istifa ederse, hem kendileri aklanacak, hem de yıllardır kurdukları düzen devam edecekti.

Ayrıca bu sayede 31 Mart yerel seçimlerinde İl Genel Meclisi ve belediye meclis üyeliklerine kendi istedikleri kişiler gelecekti.

Dikkat ederseniz meclislere aday adayı olanlar hep aynı isimler…

FARUK ÖZLÜ’YÜ YANLIŞ YÖNLENDİRDİLER…

Ve hemen faaliyete giriştiler. Faruk Özlü aday olunca, onu da yanlış yönlendirerek Keskin’e karşı tavır almasını sağladılar. Tabi bu durum Bakan Özlü’nün de işine geldi.

Tepki var gerekçesiyle, Keskin ve teşkilatı yok saymaya başladı, baskılar uyguladı. Burada Özlü’ye şu soruyu sormak lazım. “İyi de Keskin’e tepki var da Hakan Kuşçuoğlu’na yok mu? Bunu siz kendi ağzınızla söylemediniz mi?”

Sonuçta bu baskılara dayanamayan Keskin, Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir’den affını istedi. İlk başta “devam et” dediler. Ancak ikinci defa giden Keskin’in ısrarıyla kabul etmek zorunda kaldı.

Evet, bu bir ihtimal.

UMARIZ ULU ÇINAR YENİDEN YEŞERTİLİR…

İkinci ihtimalse Genel Merkez partinin içler acısı halini gördü, partinin hezimetine sebep olanları bir bir tasfiye etmek, ayrık otlarını temizlemek istedi… Bu önemli görev Faruk Özlü’ye verildi.

Genel Merkez, Eski Bakan Özlü’ye talimat vererek Düzce’de yeni bir sayfa açmasını istedi. Özlü de evvela Keskin’den başladı.

Hangi ihtimalin doğru olduğunu ise yeni İl Başkanı seçilince öğreneceğiz.

İl Başkanı olarak gündemde olan isimler. İsmail Bayram, Cihat Çelik, Mustafa keskin ve Hakan Kuşçuoğlu…

Eğer Fahri Çakır’a yakın olan Mustafa Keskin ya da Fevai Arslan’a yakın olan Hakan Kuşçuoğlu il başkanı olursa, partide değişen bişey yok demektir. Yine halkın ve teşkilatın iradesi hiçe sayılmış ve bazı siyasi güçlerin istediği olmuş demektir.Ak parti halkın partisi olmaktan çıkmış,bazı kişilerin partisi olmuş demektir.

Bu durumda Ak Parti 31 Mart seçimlerini unutsun, kaybetmeye kendisini hazırlasın!

Yok, İsmail Bayram ya da Cihat Çelik seçilirse demek ki Ak Parti yeni bir sayfa açıyor ve hala umut var ve  AK Parti Ulu Çınarı yeniden yeşeriyor, can geliyor demektir.

Umarız 2.ihtimal doğrudur yani partideki ayrık otları temizleniyor,y epyeni bir sayfa açılıyordur.Aksini düşünmek dahi insana acı veriyor.

Saygılarımla…






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.