Back To Top
  • İlhami ATASEVER
    İlhami ATASEVER
Bazı deyimlerin hikayeleri! (3)

Bazı deyimlerin hikayeleri! (3)

 - Tarih 2.11.2018
- A +

 Saman Altından Su yürütmek!

“Geniş bir ovanın üzerinde bir köy, bu köyün de bir tanecik ırmağı varmış. Irmağın suları aynı anda köyün bütün tarlalarına yetecek kadar gür olmadığından her gün bu ırmağı bir köylü kendi tarlasına sulamak için kullanıyor, diğerleri de sıranın kendisine geleceği günü bekliyorlarmış.

Ancak bir gün köyün açıkgözlerinden biri ırmaktan kendi tarlasına gizli bir kanal yapıp, diğer köylüler bu durumu fark etmesin diye kanalın üstünü toprak ve samanlarla kapatmış. Böylece tarlasına her gün yeteri kadar su geliyor, bolca mahsul alıyormuş. Bir süre sonra ırmağın suları azalıp, bu açıkgözün tarlasından bereket fışkırınca köylüler vaziyetten kuşkulanıp adamın tarlasına baskın yapmışlar. Birde bakmışlar ki kanallar suyla dolu ve üzerinde otlar yüzüyor.” Meğer adam ‘Saman altından su yürütüyormuş!’” 

***

İpin ucunu kaçırmak ne demek?

Evvelce, uzun bir medrese eğitiminden sonra diploma alan bir medrese öğrencisi, şehrin camilerinin birinde vaaz vermeye heves etmiş. Ancak ilk defa bir kalabalığın karşısına çıkacağından, bir yanlışlık yapar da rezil olurum korkusuyla yakın bir arkadaşından yardım istemiş.

Arkadaşına: Ben ayak bileğime bir ip bağlayayım. Sen de kürsünün yanına otur, ipin ucundan tut. Vaaz esnasında yanlış söz edersem sen ipi çekersin. Ben de anlar, yanlışımı düzeltirim, demiş.

Genç ve hevesli vaiz kürsüye çıkmış. Arkadaşı, kürsünün yanında ipin ucundan tutarken cemaat de, “Ne söyleyecek?” diye merak edermiş.

Duadan sonra vaiz, “Kâle’n-Nebi” diyecek olmuş. “Kâle’n-Nebi” diye başladığı sırada, cemaatten biri oturacak yer ararken yanlışlıkla ayağı ipe takılmış. Şaşırdığını sanan vaiz, yanlışını düzeltmek için “Kıyle” diye söze başlamış. Arkadaşı da yanlışını anlasın da düzeltsin diye ipi çekmiş. Vaiz iyice şaşırmış ve “Kûle” demiş. İp yine çekilmiş. Cemaat de gülmeye başlamış. Vaiz ne söyleyeceğini şaşırmış ve arkadaşına kızmış. Kendi kendine, “Onu dost bildim. İlk vaazımda beni cemaate rezil etti.” diye söylenmiş. Molla, cemaate şöyle seslenerek kürsüden inmiş:

-Ey cemaati müslimin! Sizlere çok şeyler söylemek isterdim. Ne yapayım ki ipin ucu başkasının elinde, beni yanılttı, kusura bakmayın, demiş.

***

Tabakhaneye yetiştirmek!  

“Çok değil, otuz-kırk yıl öncesine kadar tabakhaneler, yani zavallı hayvanların derilerinin işlendiği atölyeler köpek pisliği için yanar tutuşurlarmış.

Çünkü bir tek taze köpek pisliği içinde bekletilen deri yumuşacık, kıl köklerinden arınmış, gözenekleri açık, ince, homojen yani kaliteli olabilirmiş. ‘Tabak mısın; it pisliğine muhtaçsın’, denirmiş ‘tabak’lara (‘debağ’lara), yani deriyi işleyip kullanılabilir hale getiren meslek erbabına. Ham deri, kıllardan, yağ ve et tabakalarından mekanik olarak temizlendikten sonra kimyasal olarak işlendiği sama safhasında, taze köpek pisliğindeki enzimlere ihtiyaç duyulduğundan tabakhanelerin olduğu yerleşim yerlerinde çoluk çocuk ellerinde teneke maşrapalar, köpek pisliği toplarlar, sama işlemi ancak dumanı tüten taze köpek pisliği ile yapılabildiğinden koşa koşa tabakhanelere yetiştirirlermiş. Tabak gezer, dolap süzer; taze aşkına tabakhanelerde yaygın olarak köpek beslenirmiş.

Derken yapay olarak yeni kimyasallarla da aynı sonuç elde edilmeye başlanınca köpeklerin de, toplayıcıların da pabucu dama atılıvermiş. ‘Tabakhaneye yetiştirmek’ de yeni kuşakların nereden geldiğini bilmediği, merak ettiğini de sanmadığım bir deyiş olarak, belki de içinde kelimesi geçtiğinden günümüze kadar gelebilmiş.”  Hoşçakalın.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.