Back To Top
  • Yaşar YAKIŞ
    Yaşar YAKIŞ
McKinsey’den sonra Albayrak…

McKinsey’den sonra Albayrak…

 - Tarih 12.10.2018
- A +

 Türkiye Hazine ve Ekonomi Berat Albayrak 27 Eylül tarihinde yaptığı konuşmada, giderleri azaltmak ve gelirleri yükseltmek amacıyla hükümet içinde, 16 bakanlık temsilcilerinin görev yapacağı yeni bir ofis kurulacağını açıkladı.

Bu yeni bölüm, yıllık programlarda belirlenen hedeflere karşı Türkiye’nin her çeyrek sonunda uygulama konusunda hangi noktada olduğunu değerlendirecekti. McKinsey&Company şirketi bu yeni kurulan departmana danışmanlık hizmeti verecekti.

McKinsey & Company şirketinin 1995’ten beri İstanbul’da ofisi bulunuyor ve şirket 1980’lerden bu yana hem kamu hem özel sektörde şirketlere AB üyelik süreci; özelleştirme programı ve daha birçok küçük çaplı projede danışmanlık yaptı.

Şirket danışmanlık dünyasında ‘manevi baba’ olarak biliniyor. New York Times gazetesinde yer alan habere göre; “McKinsey eğitimden ulaşıma, enerji sektöründen sağlık sektörüne, ülke ekonomilerinin yeniden yapılandırılmasından savaşların gidişatına kadar her konuyu şekillendiriyor.”

Söz konusu şirket, 2015 yılında Güney Afrika’da iflasın eşiğinde olan, devlet şirketi Gupta ile 700 milyon dolar değerinde bir anlaşma imzaladıktan sonra mahkemelik olmuştu. Sözleşmenin Güney Afrika sözleşme kanunlarına aykırı olduğu ve ödemelerin bir kısmının enerji şirketinin yolsuzlukla suçlanan bir iş ortağına aktarıldığı sonradan ortaya çıktı.

Türkiye hükümeti vahim biçimde yabancı sermayeye ihtiyaç duyuyor. IMF tarafından finanse edilen bir kurtarma programı, Ankara’nın yüzleştiği sorunların çoğuna ilaç olabilir ancak bu konu Türkiye’de büyük hassasiyet taşıyor.

İktidar partisi AKP, 2013 yılından bu yana IMF’ye olan borçları ödemiş olmakla övünüyor ve IMF ile olası tüm anlaşmalardan kaçınarak ülkeyi yabancı kısıtlamalardan kurtardığını savunuyor.

McKinsey ile yapılan anlaşma açıklandığında, Türk köşe yazarları hükümetin ABD’ye yönelik sert söylemleriyle, aynı ülkeden bir şirketten danışmanlık anlaşması imzalanması arasındaki çelişki konusuna odaklandılar.

Tarafsız gözlemcilere göre bu durumda yanlış olan bir şey yoktu. Türkiye’nin dış sermayeye ihtiyacı var ve bunun için işin ehli kurumlara başvurmak yanlış değil. Bu yüzden eğer Türkiye’nin yabancı şirketlere veya devletlere ihtiyacı varsa, bunu yapabilecek aracı kurum McKinsey’di.

Muhalefet partileri durumu, 2009 yılında Türk ordusunun gizli arşivlerine savcıların sokulduğu ‘kozmik oda’ olayına benzeterek hükümeti sert şekilde eleştirdiler.

Hükümet yanlısı olduğu bilinen pek çok yazar da uzun zamandır IMF’den gelecek çözümlerin uzun vadede ülkeyi yabancı sermayeye bağımlı hale getireceğini savunan yazılar yazdı ve IMF yardımlarını reddedip ülkelerinin ekonomisini istikrara kavuşturan liderlerden bahsetti.

Bu nedenle ülkede Türkiye’nin IMF yardımını reddederek uluslararası bir danışmanlık şirketine başvurması gerektiği fikri kademeli olarak halkın aklına yerleştirildi.

Fakat 6 Ekim günü bir anda akıntı tersine döndü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘tüm bakanlara yabancı ülkelerden herhangi bir şirketten danışmanlık almamalarını’ söyledi.

Bu büyük bir şok oldu çünkü Türk halkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Albayrak’ın devletin sözcüsü olduğuna inandırılmıştı. Kapalı kapılar ardında neler olduğunu tahmin etmek zor.

Ama Albayrak’ın kayınpederinden izin almadan karar vermiş olma ihtimalinin olmadığını varsayabiliriz. Bu nedenle de, Cumhurbaşkanı’nın karara önce izin verdikten sonra, toplumdan gelen olumsuz tepkileri görüp karardan vazgeçtiği düşünülebilir.

Hükümet yanlısı medya şu anda yabancı bir danışmanlık şirketine başvurmanın neden yanlış bir politika olduğunu açıklamakla meşgul.

Erdoğan’ın ağzından çıkan her lafa inanmaya meyilli ve toplumun büyük bir bölümünü oluşturan kesim bu yeni gerçeğe inanmakta zorlanmayacaktır ama geri kalanlar, bu çelişkiyi sorgulayarak ‘damadın’ gelecekte yapacağı açıklamalara daha dikkatle yaklaşacaktır.






Yorumlar

Yorumlar
veysel saka 14.10.2018 - 14:36:32
Yorumunuzu Giriniz...
Ad Soyad Giriniz... 13.10.2018 - 06:24:29
ne kadar güzel bir analiz havuz medyası imf den alınacak yardımı bilnçli bir şekilde dış sermayeye bizi bağımlı hale getirecek diyecek şekilde kendi kitlesini inandırdı 6 ekimde hiç bir şekilde yabancı şirketlerden danışmanlık almamasını emretti (orası muğlak ilşkiler hala sürüyor ekonominin dış sermayeye ihtiyacı var faiz artırımı benzeri göstergeler bunu gösteriyor)hükümet ise yabancı şirketten neden danışmanlık hizmeti alınmasını anlatmakla meşgül bence hepsi komedi hepsi dram ve manipulasyon