Back To Top
  • Muammer Kızılırmak
    Muammer Kızılırmak
Sayın Başkanlar! Zarfları hazırlayın!

Sayın Başkanlar! Zarfları hazırlayın!

 - Tarih 5.10.2018
- A +

 Durun yahu! Hemen aklınıza fesatlık gelmesin!

Tezcan Solmaz kardeşimin dediği gibi, biz basın mensupları ne yaparsak yapalım! Kimseye yaranamıyoruz…

Birinin başarısını takdir edince ya da eleştirince, düşünmeden etmeden hemen yaftayı yapıştırıyorlar ve  “kaç para aldın!” sorusunu soruyorlar.

Yahu sana ne kardeşim!

Ölüler her gün dirilerin helva yediğini zannedermiş.

Diğer taraftan, bazı uyanık geçinen kişiler ve siyasiler işleri düşünce basını çağırıp açıklama yapıyorlar. Ama iş reklam vermeye gelince kırk dereden su getiriyorlar.

Bazı idarecilerimiz de sağ olsunlar, gazeteciler gününde mecburiyetten özel kalemlerinde hazır olan metni basına gönderdi mi iş tamam sanıyorlar.

Yahu bu gazete ya da dergiyi yayınlamak kolay mı sanıyorsunuz?

 İnsanlar, berberlerin sermayesini bir makastan ibaret gördükleri gibi basının sermayesini de sadece kalemden ibaret sanıyorlar.

Ne yani siz işinizi yapınca, mal satınca para almanız hakkınız oluyor da biz emeğimizin karşılığını, göz nurumuzu reklam olarak isteyince neden kötü oluyoruz? Anlamadım doğrusu…

Çok şükür, ben ve basın mensubu arkadaşlarım halkın sesi olduk, sahibinin sesi asla olmadık. Gün oldu çok sevdiğimiz insanı dahi yerden yere vurduk. Gün oldu halkın yararına iş yapan kişileri sevmesek dahi takdir ettik.

Neyse bu konuda söylenecek çok söz var ama şimdi konu bu değil.

BU ZARF BAŞKA ZARF!

Dediğim gibi bugünkü anlatacağım zarf sizin düşündüğünüz zarflardan değil. Bu zarf başka zarf…

Fıkrayı bilirsiniz.

Eski sadrazam, yeni sadrazama görev devrederken kapalı 3 zarf bırakmış:  “Başın sıkışırsa birinci zarfı, biraz daha sıkışırsa ikici zarfı, çok sıkışırsa da üçüncü zarfı açarsın!” diye öğütlemiş. 

Yeni gelen bir süre uğraşmış, didinmiş, işleri düzene koyamamış. Her şey daha kötüye gidince aklına eski sadrazamın kendisine bıraktığı zarflar gelmiş. Birincisini açmış. Mektupta “Senden öncekileri kötüle!” diye yazılı. Başlamış kötülemeye. Gidene, demediğini bırakmamış ama fayda etmemiş. Bu kez ikinci zarfı açmış:  “Etrafını kötüle!”  O da bunu yapmış ve çevresi için demediğini bırakmamış ama yine işler berbat!  Bu sefer “Son çare” diyerek üçüncü zarfı açmış.

 Zarftan çıkan küçük pusulada şunlar yazılı:  “Sen de üç zarf hazırla!” …

Efendim fıkra bizim bazı belediye başkanlarının yaptıklarına ne kadar da benziyor değil mi?

VİZYON YOK, PROJE YOK, İLÇE HAKKINDA FİKRİ DAHİ YOK…

Adam etrafının gazıyla ya da makam mevki ve koltuk hırsı nedeniyle hasbelkader aday olur. Makama oturur.

Yaşadığı şehrin önceliklerini bilmez, halkın sıkıntılarından habersizdir.

Seçim kampanyası döneminde bol vaatte bulunmuştur. Hatta kendince birilerine hazırlattığı, detaylarını dahi bilmediği, ilçeyi uçuracak projeleri vardır. Ancak bu projelerin nasıl uygulanacağından, nasıl kaynak bulacağından haberi bile yoktur. Tribüne oynamıştır kısacası. Her şey o koltuğa oturuncaya kadardır. Koltuğa oturunca ne yapması gerektiğini düşünmemiştir bile!

Tıpkı bizim muhalefet Kılıçdaroğlu gibi. O’na göre Ak Parti gitsin, CHP iktidara gelsin de ne olursa olsun! İktidara geldikten sonra ne gibi projeleriniz var? Deseniz! Cevap dahi veremez. Yok çünkü!

Neyse bizim başkan koltuğa oturduktan sonra zaman su gibi geçer. Bir süre sonra halk başkanın çalışmamasından, yan gelip yatmasından şikâyet etmeye başlar.

 Halk şikâyet ettikçe bizim başkan adeta halktan kaçar.

 Ulaşmak mümkün değildir. Sorulduğunda ya kesin Ankara’da önemli bir proje peşindedir. Ya da toplantıdadır.

 Oysa bir yerlerde makamın keyfini çıkarmaktadır… Toplantı dediysek de makamına gelen birkaç kişiyle çay içip boş muhabbet etmektedir.

İLK AŞAMA: KENDİSİNDEN ÖNCEKİ BAŞKANI KÖTÜLER…

Eee aradan geçer birkaç yıl. İş yok, icraat yok, ara sıra kere asfalt makinesi üzerinde poz verir ama yine de kimse yemez bunu.

Örneğin iftarlar başkanlar için kurtuluş yerleridir. Belediye kesesinden siyasilere ve üçbeş kişiye şatafatlı iftar verir. İftar haberi de basında yer aldı mı değmeyin keyfine!

Zamanla gerçekler ortaya çıkmaya başlayınca, yani işler sarpa sarınca mecburen ilk zarfı açar, kâğıtta yazdığı gibi kendinden önceki başkanı kötüler. Enkaz edebiyatı yapar. Bir zaman sonra bu da işe yaramaz. Çünkü halk kimin ne olduğunu iyi bilir.

İKİNCİ AŞAMA KENDİSİNİ ELEŞTİRENLERİ KÖTÜLER…

Bu sefer sıra ikinci zarfa gelir. Zarfta yazdığı gibi, yaptığı işlerden memnun olmayanları, mağdur ettiği kişilerin kendisine olan itirazlarını, -hatta etrafındaki yalakalar haricinde-, hatalarından dolayı kendisini uyaranları dahi suçlamaya başlar.

Çünkü kendisi başkandır ve ne yaparsa yapsın doğrudur. Mademki o makamdadır vardır bir kerameti.

Bulunduğu makama kendi çabasıyla ve yeteneği sayesinde geldiğini zanneder. Halka tepeden bakmaya başlar.

Tabi zamanla bunlar da işe yaramaz. Çünkü doğruları hiçbir zaman gizleyemezsiniz.

Halk sizin yalanlarınıza, vaatlerinize değil, yaşadıklarına ve gördüklerine inanır. Vaat ettiğiniz en küçük işi dahi 4,5 yıldır yapamadıysanız, halkın parasını çarçur ettiyseniz, lükse şatafata harcadıysanız, hatayı kendinizde arayın başkasında değil!

Bakın çalışan, vizyon sahibi, fedakâr, projeleri olan, bunları adım adım uygulayan, en azından halk için kaygıları olan başkanları tenzih ederiz. Onlara bir sözümüz yok.

Bu insanları zaten halk bağrına basmış ve yeniden seçmek için gün sayıyorlar.

Sözümüz, 5 yılı boşuna geçiren başkanlara,

ZARFLARI HAZIRLAMAYA BAŞLAYIN!

Evet, sayın bazı başkanlar!

3.zarfı açmanın ve sizden sonra gelecek başkana 3 adet zarf hazırlama zamanı geldi. Bence şimdiden o zarfları hazırlamaya başlayın!

TIRIŞKADAN MUHALEFET!

Göreve geleli bir yıl olmasına rağmen Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay, Boğaziçi Belediye Başkanı İbrahim Ercan, Cumayeri Belediye Başkanı Recep Tuna, Çilimli Belediye Başkanı Muhsin Yavuz, Kaynaşlı Belediye Başkanı Erol Bayraktar Yığılca Belediye Başkanı Muzaffer Yiğit gibi çalışkan, özverili, halkın sevdiği başkanları çekemeyen, sırf kişisel ve siyasi hırsları nedeniyle, menfaatine uymadığı için eften püften sebeplerle başkanları acımasızca başkanları eleştirenler var.

Son zamanlarda başta Yığılca belediye Başkanına karşı sistemli bir şekilde karalama kampanyası başlatanlar var.

 Bu insanlar “Yapılan çalışmaları nasıl kötülesek, gölgede bıraksak” diye çok basit ve aslı astarı olmayan ithamlarla başkanları yıpratmaya çalışıyorlar.

Bu kişiler böyle ucuz muhalefet yaptıkça,  her geçen gün halk nezdinde itibarlarını kaybediyorlar…

Sadece üç-beş şakşakçıları ile muhalefet yaptıklarını, iş yaptıklarını sanıyorlar…

Onlara tavsiyemiz başkalarını kötüleyerek itibar elde etmeye, siyasi kazanç elde etmeye çalışanlar hiç uğraşmasınlar!

Bu kafayla giderseniz değil belediye başkanlığı, halkın içine çıkacak yüzünüz olmaz.

Bu insanlar, rakip gördükleri kişilerin hatalarının gölgesine sığınacaklarına, fikirleriyle, düşünceleri ile davranışları ile toplumun benimsediği ortak değerleri ile bezensizler, ondan sonra toplumun sevgisini kazansınlar.  

Unutmayın, kim olursa olsun! Düzce için, ilçeleri ve beldeleri için, ülkemiz için çalışan, halkın huzur ve mutluluğu için gayret gösterenler her zaman takdir görürler…

Düzce halkı kendisine hizmet edenleri, bırakın takdir etmeyi, oy vermeyi, omuzlarının üzerinde yıllarca taşırlar.

Kalın sağlıcakla!






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.