Back To Top
  • Yaşar YAKIŞ
    Yaşar YAKIŞ
Türk-Amerikan ilişkileri hala kurtarılabilir

Türk-Amerikan ilişkileri hala kurtarılabilir

 - Tarih 10.8.2018
- A +

 Geçtiğimiz hafta Türkiye-ABD ilişkileri daha da kötüleşti. Gelecekte ne olacağı hala belli değil ama iki tarafın da dikkatli olması gerekli.

Kırılma noktası ABD’nin iki Türk bakana yaptırım uygulamasıyla yaşandı. Müttefik bir ülkenin kabine bakanlarına yönelik yaptırımlar tabi ki ittifakın ruhuna uygun değil. Bununla birlikte yaptırımlar birden bire ortaya çıkmadı.

Davul çala çala geldiler. Hem ABD’nin hem de diğer NATO ülkelerinin siyasi analistleri yıllardır Türkiye’nin NATO’ya bir yük haline geldiğini yazıyorlar.

ABD Senatosu’nun Silahlı Hizmetler Komitesi ve Temsilciler Meclisi, Türkiye’ye sofistike F-35 savaş uçaklarının teslimini engellemek için yasa çıkardılar.

Daha da bariz uyarı - aslında fazla bariz olanı- 26 Temmuz’da Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Dışişleri Bakanlığı’ndaki Dini Özgürlükler toplantısındaki şu sözleriydi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk hükümetine, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı adına bir mesajım var: Papaz Andrew Brunson’ı ya şimdi serbest bırakın ya da sonuçlarına katlanmaya hazır olun!”

Türkiye bu uyarıları ciddiye almadı. Türk medyasında en çok yapılan yorumlar bu sözlü tehditlerin ve müttefik bir ülkeye bunların uygulanmasının ABD yapacağı büyük bir hata olacağı yönündeydi.

Beyaz Saray Sözcüsü’nün 1 Ağustos’ta, ABD Başkanı’nın emriyle, Hazine Bakanlığı’nın Türkiye’nin Papaz Brunson’ın gözaltına alınıp tutuklanmasında büyük rol oynamış olan Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı’na yönelik yaptırım başlattığını duyurmasıyla bu büyük hata gerçekleştirildi.

Bunun sonucu olarak iki bakanın ABD yargı yetkisi alanındaki herhangi bir mülkü veya mülkiyeti ve bu mal varlıklarından elde edebilecekleri faiz gelirleri donduruldu.

Türkiye kamuoyu öfkeyle karşılık verdi. Köşe yazarları ve medya yorumcuları Türkiye’nin benzer şekilde karşılık vermesi gerektiğini yazdı. Bazıları ABD askerlerinin Türkiye’deki ortak askeri üslere girmesinin engellenmesi gerektiğini yazdı.

Bu çağrıları karşılıksız bırakmak istemeyen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beyaz Saray açıklamasının tıpatıp benzeri şekilde Türk yetkililere ABD’nin Adalet ve İçişleri Bakanları’nın varsa Türkiye’deki tüm varlıklarının dondurulmasını emretti.

Erdoğan, ABD İçişleri Bakanı diyerek ulusal güvenlikten ve göç konusundan sorumlu ABD İçgüvenlik Bakanı Kirstjen Nielsen’i mi yoksa federal toprakların ve doğal kaynakların yönetiminden ve muhafazasından sorumlu İçişleri Bakanı Ryan Zinke’yi mi kastettiğini belirtmedi.

Şimdi ok yaydan çıktığına göre taraflar iki ülke için de siyasi zafer sayabilecekleri yolları arıyor.

Türkiye’nin gerilimi artırmama ihtiyatına rağmen ABD’nin Papaz Brunson’un tahliyesini garanti altına almada kararlı görünüyor. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Singapur’da Türk mevkidaşıyla yaptığı görüşmenin ardından Türkiye ile işbirliğinin devam etmesini yeterince övdü ama sözünü sakınmayarak “Papaz Brunson’ın serbest bırakılığ Amerika Birleşik Devletleri’ne geri dönmesine izin verilmesinin zamanı geçti bile” dedi.

Bu açıklamanın ışığında, ABD’nin ilk adımı atacağını beklemek gerçekçi değil.

Gerilimin zirveye çıkmasının ardından Türk lirasının ABD doları karşısındaki değeri daha da değer kaybetti, Türkiye ABD ile daha fazla mücadele etmenin hiçbir yararının olmadığı gerçeğine uyandı. Türkiye, Washington ile bir ön anlaşmaya varıldığını açıkladı. Üst düzey dokuz yetkiliden oluşan heyet 8 Ağustos’ta acilen Washington’a gönderildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert 8 Ağustos’ta şunları söyledi:

“İstediğimiz gelişme Papaz Brunson’ın ve yerelde istihdam edilmiş elemanlarımızla diğer Amerikan vatandaşlarının evlerine dönmeleridir.”

Türk-Amerikan ilişkileri hala kurtarılabilir düzeyde ama iki tarafın da hakiki ve tutarlı çaba göstermesi gerekiyor.

“Bağımsız ve tarafsız” Türk yargısı bu karmaşık mesele için belki bir çözüm bulabilir ama Türkiye’nin ekonomisine verilen zarar baki.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.