Back To Top
  • Atilla Gösterişli
    Atilla Gösterişli
BENİM SEÇİMİM VE VİCDANIM

BENİM SEÇİMİM VE VİCDANIM

 - Tarih 22.6.2018
- A +

 Ben, rahmetli anne ve babama ‘evlatlık’ görevimi yapamadığımı düşünerek olgunlaştım. İçimdeki ‘vicdanımı’ kanatan sızılarla. Anne-baba duygusu bende hep yarım kaldı. Bu yüzden anne-baba benim yüreğimde, hayata bakışımda çok derin bir yerdedir. Daha hayatının baharında Berkin Elvan, gaz fişeği ile kafasından vurulduğunda O’nun anasını, babasını düşündüm, içim yandı. Bunun üzerine bir de kanadı kopan ananın meydanlarda siyasi konuşmalara alet edilip ‘yuhalanması’ içimdeki yangını alevlendirdi. Oysa, ana,baba, çocuk bizim en kutsal değerlerimiz değil miydi?...

O adam ekmeğinin peşindeydi, hak ettiğini alamıyordu, haklı bir isyan gösterdi ‘Anam ağlıyor’ dedi. Niye ağladığını hiç sorgulamadan ‘Ananı da al git!’ sözü içimi yardı, geçti… Ama, yüksek perdeden geçinmenin derdinde olan, ihale ve rant için yolu açılan bir işadamının ‘ Bu milletin a…na koyacağız’ sözünü hiç kimse dert etmedi…

Orasına koymaya çalıştığın genç bir kız kansere yakalandığında, hayatı için senden ilaç istedi. Eline para sıkıştırdın, ‘ Burada çok para var, sakın düşürme’ diyerek tembih ettin. O pırıl pırıl genç kız ‘Ben dilenci değilim’ dedi, kahretti, zaten yaşayamadı, kanserden hayatını kaybetti…

Biz çocuklarımız için hep güzel bir hayat düşleriz. Anadolu’nun yoksul halkının çocukları, bu düşlerden uzak değil.  Ne yazık ki bu çocuklar, tarikat yurtlarına yerleştirildi. Kızlı-erkekli o minicik bedenleri tacize uğradı, tecavüz edildi. Yurtlardaki taciz olayları “bir kereden bir şey çıkmaz” diyerek geçiştirilmeye çalışıldı. Vicdanlarımız paramparça oldu. Yandılar, kül oldular;  “olabilir böyle ihmaller” denildi…

Kadınlarımız bizim yüreğimiz aşkımız, sevdamız. Ama sen onları hep aşağıladın. ‘Örtüsüz kadın ya satılıktır, ya kiralıktır’ dedin. Kürtajın cinayet olduğundan, hamile kadının sokağa çıkamayacağına, fıtrat nedeniyle kadının erkek ile eşit olamayacağına varan kadın düşmanlığını ortaya attın. ‘Tecavüze uğrayanlar doğursun, gerekirse devlet bakar’, dedin…

Yerin altında ve üstünde, emekçi insanlarımız bir lokma ekmeğin peşinde, iş, aş derdindeler. Soma'da tarihimizin en ağır faciası yaşanmıştı. “Olağandır, fıtratında var”, ‘Madenciler güzel öldüler’ denildi. O acılı insanlara taziyeye gidildiğinde cenaze sahibine tokat atıldı, yerlerde tekmelendiler. Oysa O insanlar, ambulansa binerken sedye kirleniyor diye mahcup olacak kadar onurluydular…

Memurlar kıt kanaat geçiniyor. Sofrası doyacak kadar olsun istiyor. Sen, ‘Memur zeytini bir lokmada yemesin’ dedin. ‘Asfaltı tuzladık, inanmayan yalasın’ dedin. Engellilere iş’i bir lütuf gördün ‘Gözlerin görmediği halde sana iş vermişiz’ diye olmayan gözüne, ‘gözünü gözüne’ soktun.

Tüm bunlar olurken, ülke yolsuzluk, hırsızlık olayları ile çalkalandı. Sen ‘Yolsuzluğa hırsızlık demek, dinen iftiradır’ dedin. Bu ülkeyi yöneten hükümetin Bakanları için Mecliste araştırma komisyonu kurulması teklifi reddedildi. İktidar Milletvekilleri oylama sırasında gevrek gevrek gülerek objektiflere, yani Türkiye’ye poz verdiler. Bu adamlar hac’da da poz verdiler. Bir vatandaşımız “haram parayla hacca gidilebilir mi?” diye sordu, sayın diyanetimiz “helaldir gidilir” diye fetva verdi. Dini esasları hiç ihmal etmediler, ama ‘Bakara, Makara’ şaklabanlıklarını görmezden geldiler…

Millet bölündü. ‘Çatlasalar da, patlasalar da ‘ diyerek hep ayrıştırarak kutuplaştırmayı hedefledin. Birbirinizi sevdiniz, kolladınız. Sana bunun için gösteri yapan ‘sizden birini’  ‘Nerden bileyim beni görünce sevindiğini, bir takla at da göreyim bakayım’ dedin. Affedersiniz, çok daha ileri gideniniz oldu, ‘Ak partiye karşı çıkanların kanı bozuk’ dedi.

Toplumun bir kesimi üzerine korku, kin ve düşmanlık üretildi. Sonunda da okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan, sadece biat eden insanların çoğunlukta olduğu bir Türkiye manzarası ortaya çıktı. Ve daha da tehlikelisi; ölümü kutsayan, betonu yeşilliğe, cehaleti okumuşluğa, inancı bilime, şiddeti sevgiye, bağnazlığı eğitime, kötü beğeniyi sanata tercih eden bir toplum dayatıldı.

‘Erken seçim vatana ihanettir’ denildi ama bu kadar karmaşık ve çelişkiler yumağında bunu çok dert etmiyorum. Şimdi bir seçim öncesindeyiz. Umudu kimse vermez, veremez bize. İlham bulmak için bile o umudu içimizden üretmemiz gerekir. İnsanın onuruna, güzel günler umuduna kastedilen bir düzende ise umut, başlı başına bir direniştir artık.

Bir seçim yapıyoruz artık; toplumun insanca yaşayabilmesi için hava kadar, su kadar özgürlüğe, bilime, eğitime, sanata, düşüncelerini serbestçe aktarmaya, eşitliğe, adalete, kuvvetler ayrılığına ve hukukun başat olduğu bir sisteme ihtiyacı vardır. Unutmazsan gülmeyi, bırakmazsan sevmeyi, umut var her daim.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.