Back To Top
  • Yaşar YAKIŞ
    Yaşar YAKIŞ
Türkiye ve ABD Menbiç konusunda anlaştı mı?

Türkiye ve ABD Menbiç konusunda anlaştı mı?

 - Tarih 11.3.2018
- A +

 Mart ortasında gerçekleşecek olan Türk-Amerikan görüşmeleri öncesinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bu Pazartesi yaptığı açıklamada, Suriye'nin Menbiç bölgesinde kurulacak olan yeni yönetimin yol gösterici kriterinin, Suriye krizinden önceki nüfusun etnik bileşimi olacağını söyledi. Diğer bir deyişle, Kürt siyasi partisi Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) nüfusun etnik yapısını Kürtler lehine değiştirmesini engellenecek.

 
Al Monitor'deki 23 Şubat tarihli habere göre Menbiç kantonunun mevcut sivil yönetiminin 71'i (yüzde 56.3) Araplardan, 43'ü (yüzde 34.1) Kürtlerden, 8'i (yüzde 6.3'ü) Çerkeslerden, 1'i (yüzde 0.8) Ermenilerden ve 1'i de (yüzde 0.8) Çeçenlerden oluşuyor. 

Suriye nüfus sayımı kayıtları, bu rakamların kriz öncesi nüfus dağılımını yansıtıp yansıtmadığının araştırılmasına yardımcı olabilir. Eğer Türkiye, Suriye kayıtlarını tek geçerli dayanak olarak almakta ısrar ederse bu yanıltıcı olabilir çünkü kuzeydoğu Suriye'deki Kürtlerin çoğu vatandaşlıktan yoksun bırakılmıştı. 

Bu sebeple nüfus sayımı sırasında vatandaş olarak kayıtlı olmamış olabilirler. Doğru resmin belirlenmesi için bu tartışmaların çözümlenmesi gerekiyor.

Bu tartışmadan bağımsız olarak, Türk hükümeti, kriz öncesi etnik dağılımı temel almayı önerdiği için için kutlanmalı, çünkü uluslararası yasalar etnik bileşimin zorla değiştirilmesini yasaklıyor.

Türk-Amerikan ilişkileri açısından bir diğer tartışmalı konuysa Kürt savaşçılardan oluşan Halk Koruma Birlikleri'nin (YPG) Menbiç'ten kovulması meselesi. Çavuşoğlu'nun açıklamasından iki hafta önce Türk medyası bu konuda bir ilerleme kaydedildiğini yazdı.

Bu tartışmanın kökeni Obama yönetimi dönemine kadar dayanıyor. Türkiye Suriye'ye yönelik “Fırat Kalkanı” adı verilen askeri harekatı başlattığında Türk ordusunun IŞİD'den temizleyeceği şehirler arasında Menbiç de vardı, ama ABD destekli YPG, bunu Türk ordusundan önce başardı. 

Türkiye, ABD'den YPG'nin Fırat Nehri'nin batısına geçmesine izin vermemesini istedi ve ABD de Menbiç IŞİD'den temizlendiğinde YPG'nin Fırat'ın doğusuna çekileceği sözü verdi. Bu söz tutulmadı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde bu konuyu gündeme getirmesinin ardından Trump derhal bu konuyla ilgili harekete geçme sözü verdi, lakin bu söz de tutulmadı.

Şimdi, Türk-Amerikan ortak çalışma grubu toplantısı öncesinde ABD tarafından cesaret verici ama muğlak açıklamalar yapılıyor. ABD, IŞİD Suriye ve Irak için bir tehdit olmaktan çıktığında YPG ile askeri işbirliğine son vereceğini söylüyor. Bu açıklama, işbirliğinin yakın zamanda sona ermeyeceğini gösteriyor.

ABD'nin bir diğer sözü ise IŞİD karşıtı savaşta YPG'ye sağlanan ağır silahların geri alınması. Bu vaat de IŞİD'in bertaraf edilmesi ön koşuluna bağlı. Bu da silahların yakın bir zamanda geri toplanmayacağı ve de aynı zamanda, hafif silahların geri alınmayacağı anlamına geliyor. Birçok terör saldırısı kolaylıkla makineli tüfek gibi hafif silahlarla gerçekleştirilebilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'dan Menbiç'teki kamu düzeninin Türkiye ve ABD tarafından eş zamanlı olarak güvence altına alınmasını istedi. ABD'nin bu öneriyi kabul edip etmeyeceğini önceden söylemek zor, ama kabul etse dahi uygulamada br takım pratik zorluklar olacaktır.

Eğer şehir tıpkı 2. Dünya Savaşı'nın ardından Berlin ya da Viyana'da olduğu gibi bölgelere ayrılacaksa Türkiye'nin beklentileri karşılanmayacak. Çünkü böylesi bir durumda Türkiye'nin kendi bölgesi dışındaki mahallelerde herhangi bir kontrolü olmayacak.

Bu anlaşma, somutlaşsa dahi, başka bir soru doğuruyor. 2254 Sayılı BM Güvenlik Konseyi kararına göre, Suriye krizinin çözümü “Suriye liderliğindeki ve Suriyeli olan Suriye halkının Suriye'nin geleceğine karar vermesine” dayanıyor.

Demokrasiye geçiş döneminin ardından, Menbiç'teki yönetimi belirleyecek olan, Beşir Esad'la olsun veya olmasın, Şam yetkilileri olacak. Bu nedenle, Şam'ın ilk gün itibariyle sürece dahil olmaya davet edilmesi daha mantıklı olur.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.