Back To Top
  • Mehmet AKBACAK
    Mehmet AKBACAK
KADINLAR DA HINCINI SENDEN ALSINLAR!

KADINLAR DA HINCINI SENDEN ALSINLAR!

 - Tarih 29.11.2017
- A +

 Gece yarısı kapımıza can havliyle vurulduğu zaman bilirdik ki; komşumuzun karısı yine kocasından dayak yemiş. Eli yüzü morluklar içinde gözü yaşlı, bir yandan acı duymasından, diğer yandan da gecenin geç saatinde bizi rahatsız etmesinin verdiği mahcubiyetle ve üstüne üstlük kocası tarafından aşağılanarak evi terk etmek zorunda kalması gerçekten içler acısıydı.

    Anadolu’da yıllarca iliklerimize işlenmiş kadınlara dayak konusunda atasözü haline gelmiş sözler vardı. Örneğin; ‘Kadının sırtından köteği, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin. Kızını dövmeyen dizini döver. Erkek karısını hem döver, hem sever’. Ve daha nice bu konuda söylenmiş sözleri sıralayabiliriz.Tarım toplumlarında kadın tarlada, bağda, bahçede ırgat gibi çalışırken, bir yandan da çocuk doğuran ve erkeğinin cinsel ihtiyaçlarını karşılayan bir nesne olarak görülürdü. Sanayileşme başladı, kadın da evden çıkarak çalışma hayatına girdi. Ayrıca eğitim alanında da boy göstermeye başladı.Demokrasinin gelişimiyle de kadının toplumdaki yeri ve önemi tartışılmaz hale geldi. Gerçi hala kadınlarımızın sorunları yüzde yüz çözülmüş değil, hatta beyinlerimizde o köhnemiş kalıplar yok olmamış. Baksanıza bu ülkenin % 25 inin oyunu alan adına bir de üstelik ‘Sosyal Demokrat’ yaftasını asan partinin başkanı kadına şiddet konusunda yaptığı konuşmaya ne dersiniz. ‘Erkek işsizse, eve yeteri kadar para gelmiyorsa akşam tencere kaynamıyorsa bu erkek gelir hıncını karısından alır’. Bu sözleri, kahvedeki arkadaşlar alınmasın sözün gelişi diye söylüyorum, sizler bile söylemezsiniz. Bu ne biçim zihniyet, eğer  şiddetin her türüne karşı çıkmazsanız bir gün gelir kadına şiddeti mazur görürsünüz. Türkiyeli kadınlara sesleniyorum; siz de oylarınızla Kılıçdaroğlu’ndan hıncınızı alınız, alacaklarda..

     İşin ilginç yanı ise bugüne kadar kadın hakları deyince mangalda kül bırakmayanlar, ne idüğü belirsiz birisinin kadın konusundaki abuk sabuk sözlerinin üstüne atlayıp günlerce gündemde tutmaya çalışanlardan tıs yok. Partinin başındaki kadın olan zat sanki burada yaşamıyor da yerin altına girmiş, kulaklarını kapatmış.Hürriyet, Sözcü, Cumhuriyet ve diğer sözde ‘Sol’ gazetelerde tek satır bırakın eleştiriyi haberi bile yok. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü gelince hepsi kadın haklarını savunur gözükürken sahteliklerini gizleyemeyecekler. Birde demezler mi; biz Atatürk’ün partisiyiz. Cumhuriyeti kuran, Cumhuriyetin kadınlarına şiddeti mazur gösteren bu kişiye neler söylerdi, neler yapardı, onu düşünmek bile istemiyorum.

             DEMOKRASİ ŞİDDETİ REDDEDER

      Şiddetin karşısında net tavır alamazsan gün gelir şiddetin savunucusu durumuna düşersin. 27 Nisan e muhtırasına destek verirsen, Gezi olaylarında ortalığı savaş meydanına çeviren göstericilere arka çıkarsan, PKK’nın silah bırakması için yapılan görüşmeleri sabote edenlere destek verirsen, 17-25 Aralık yargı darbesini açıktan desteklersen, Fetö darbesini kontrollü darbe diye sulandırmaya çalışırsan, PYD’yi onlar vatanlarını savunuyor diyorsan, Esat’ın katliamlarını görmezden gelirsen, daha doğrusu bu şiddet örgütleriyle kuzu sarması haline gelirsen kadının şiddet görmesini de aman ne yapsın adam işsiz diye mazur göstermeye çalışırsın.Diğer olaylarda olduğu gibi hükümet bundan zarar görsün de ne olursa olsun mantığı sizi bataklığa götürür.Demokrasiyi savunuyorsan şiddete karşı çıkmak zorundasın.Demokrasi şiddeti reddeder. Ayrıca emperyalizme karşı mücadele etmiş Kuvayı- Milliye geleneğine de ihanet ediyorsunuz haberiniz olsun.

                ELEŞTİRİYE CEVAP

     2010 yılından bu yana çeşitli gazete ve internet sitelerinde tam olarak düzenli olmasa da haftada bir gün yazı yazmaya çalışıyorum. Yazmaya başlamamın en önemli nedeni ülkemizde kurulması istenen demokrasi değirmenine bir tas su da ben koyabilirmiyim düşüncesiydi. Hala bu düşüncemi korumaya çalışıyorum elimden geldiğince. 50 yıla yakındır tarihi olayları takip ediyorum.27 Mayıs’ta çocuktum, 12 Mart’ı ve 12 Eylül’ü yaşadım. Yıllarca askeri yönetimlerin baskısı altında kaldık.Tek amacım duvarın yıkılmasından sonra  AB ilkelerinin uygulandığı bir ülkede yaşamak istememdi.Tüm yazılarım bu çerçeve içinde kalarak yazıldı.Bu konuda kim çaba gösterirse destek olmaya çalıştım, parti ayrımı gözetmeksizin.Ama hiçbir zaman şiddeti desteklemedim, darbelere karşı çıktım, daha doğrusu demokratik olmayan her şeyin karşısında oldum gücüm yettiğince. Neden bunları yazıyorum. Bir okuyucum şunu söylüyor.”Sayın hocam, düşüncelerinizde haklısınız ama hiç özeleştiri yapmıyorsunuz.Genelde başımıza gelenleri ‘dış mihraklar’ın işi diye görüyorsunuz. Bizim hiç mi kusurumuz yokmu diyor. Olmaz olur mu?. 15 yıldan bu yana market yönetsen kusurun olur, 80 milyonluk ülkeyi hemde Dünya’nın en netameli bölgesinde yönetiyorsun. Kusur tabi ki olur, yalnız kusuru görüp hemen vazgeçip doğrusunu aramak gerekir. Sayın Erdoğan’da bunu yapmaya çalışıyor. Dün komşularıyla geçinemiyor diyenler, bugünde Soçi Zirve’sinden bir şey çıkmadı diyorlar. Dün başımıza Erdoğan’ı ABD getirdi diyenler, bugün de ABD’ye karşı ülkemizin bağımsızlığını savunan Erdoğan’a karşı çıkıp müttefikimizi kızdırmayalım diyorlar. Fazla da uzatmak istemiyorum.Kısaca ülkemin yararlarını gördüğüm politikaları destekliyorum.Bunu ister CHP yapsın, ister AK Parti yapsın fark etmez.Bu konuda tarafsızım,yalnız dün söylenen dış mihraklar sözü içerdeki askeri vesayetin sürdürülmesi için söyleniyordu. Bu günkü dış mihrak apaçık ortada sevgili okurum. Pensilvanya’da oturan zat ne iş yapar, kimin işini yapar. AB ülkelerinde 10.bine yakın teröristi kim koruyor. PKK’ya, PYD’ye kim silah veriyor, bunlar ‘Dış Mihrak’ değilmi?. Kalın Sağlıcakla.






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.