Back To Top
  • Özhan KIZILTAN
    Özhan KIZILTAN
CEHALET YAYMA BİLİMİ AGNOTOLOJİ

CEHALET YAYMA BİLİMİ AGNOTOLOJİ

 - Tarih 22.11.2017
- A +

 Amerikalı Profesör Robert N. Proctor tarafından keşfedilen “Cehalet Yayma Bilimi” olarak Türkçeleştirebileceğimiz Agnotoloji, gelişmiş ülkelerin en büyük psikolojik silahları arasında.

Peki, nedir bu Cehalet Yayma Bilimi? En basit örnekle anlatmak gerekirse; Bir zamanlar yaratılan Kolesterol canavarından yola çıkabiliriz. Örneğin; Yumurtanın kalp hastaları için zararlı olduğu yönünde yayılan bilimsel iddialar cehalet yayma biliminin ilgi alanına giriyor. Bir zamanlar neredeyse cani ilan edilen kırmızı etin yerine beyaz et tüketiminin teşvik edilmesi de cehaletin yaygınlaştırılmasına verebileceğimiz örnekler arasında. Başka bir deyişle; Kafanızı karıştırarak, birilerinin istediği yönde düşünmenizi sağlama bilimi. Bu bilim toplumları gerçek bilgiden uzaklaştırarak kendi istediği şekilde yönetmeyi hedefliyor. Toplumları derken sadece sıradan insanların oluşturduğu kesimi kastetmiyorum. Özellikle bizim gibi ülkelerde Agnotoloji’nin hedefleri arasında sözde bilimciler, yani kendisini bilim adamı vs.. kabul eden ama kendine ve bilgisine zerre kadar güvenemeyen, alanında özgün  tek bir bilimsel fikri dahi bulunmayan Profesör, Doçent, Doktor gibi uzmanlıkları kartvizitinde taşımaktan başka övünülecek başka bir iş yapmamış olan insanlar da var.

Agnotoloji Bilimi; İlk olarak 1979 yılında sigara kartellerinin ortaya attığı sigaranın zararlı olmadığı yolundaki bilimsel görüşler ile sigara kanser ilişkisini saklamak için yaptığı çalışmaların incelenmesi sayesinde ortaya çıktı. Agnotoloji; Topluma cehaletin nasıl yayılacağı konusunda ciddi teoriler üreten önemli bir bilim dalıdır. Bir anlamda “toplum mühendisliği” nin başka bir sürümü olarak da kabul edilebilir. Agnotoloji ’nin asıl amacını toplumun gerçek bilgi kaynaklarına ulaşmasını engelleyerek, çeşitli algı yönetimi çalışmalarıyla bir anlamda “gerçek bilgiye karşı yanıltıcı bilgiyi yaymak” olarak da değerlendirebiliriz. Tabii ki Cehalet Bilimi’ nin toplumlar üzerinde başarılı olabilmesi için vazgeçilmez kaynak biat eden, düşünmeyen, araştırıp deneyimlemeyen, sorgulamayan, aklını yeterince kullanamayan insanlardır. Bu tip insanlar maalesef bizim toplumumuzun çok geniş bir kesimini oluşturuyor. Cehaleti yayma sistemlerinin en aktif aracı ise MEDYA.

Global Elitin ele geçirdiği, dünya çapındaki medya kuruluşları üzerinden, ne yazık ki sizin tercih ettiğiniz değil de, birilerinin size sunmak istediği bilginin çeşitli yöntemler ile aklınıza kazınması sömürü sisteminin en büyük silahı olmuş. Yirminci yüzyılda sigara ve silah sektöründen elde edilen gelirin yüzlerce katı artık kullandığımız teknolojiler üzerinden sağlanıyor. Çocuklarımız için tasarlanmış bilgisayar oyunlarından tutun da, Hollywood filmlerine, reklamlardan, çeşitli televizyon programlarına, açık oturumlardan evlenme programlarına kadar aklınıza gelen her kanaldan yaydıkları açık veya Subliminal kafa karıştırıcı bilgiler yaşam biçimimizi doğrudan etkiliyor. Sömürünün hizmetine giren medya gücü her geçen gün “Öğrenilmiş Cehalet” i toplumun belleğine kazırken, insanları kendi menfaatlerinden başka bir şeyi düşünmeyen köleler haline getirdiği apaçık ortada. Cehalet yaymanın toplumlara verdiği zarar sadece bu değil. Medyatik saldırılarla yaratılan “Cahil Köleler” doğal olarak kendi kararlarını kendi başlarına veremez hale geliyorlar. İçine düştüğü medyatik bataklıkta kendisine önerilen tüketim ürünlerini “iyi” önerilmeyenleri ise “şüpheli” olarak gören bu köleler, hayatlarını idame ettirmek için kazandıkları parayı da efendilerinin istediği biçimde harcamak zorundalar. Aksi halde okula giden çocuğunun, arkadaş sohbetlerini dinleyen eşinin baskısı altında ezileceklerdir. Medyatik saldırılar tarafından cahilleştirilen toplumun geniş kesimleri son model otomobillere binmeyi, pahalı mağazalardan alışveriş yapmayı, kısacası kendisine dayatılan biçimde yaşamayı da bir gömlek gibi üzerine giymek zorundadır.

Medyatik düzen tarafından bizlere dayatılan kitle kültürü tüketmeyi, basit yaşam tarzından uzaklaşmayı emrediyor. İyi de bu tür bir yaşama uygun parayı nasıl kazanacağız? Cevabı çok basit! “Menfaatin neredeyse sende orada ol” diyor efendilerimiz.

 Bu dünyada artık haklı haksız yok, başarı var. Dostlar yok Kankalar var. Başarılı olmanın ölçütü de cebine giren paranın miktarı kadardır bilesin. Artık ne idealler kalmış yaşamına ışık tutan, ne de eskiden devraldığın değerler. Hepsi alt üst olmuş. Altta kalanın canı çıksın ilkesini benimsemiş bir yaşam tarzı sana hür birey olmayı değil, efendilerine biat etmeyi öğütlüyor. Artık yenidünya düzeninin Mottosu “ne pahasına olursa olsun kazanmak”






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.