Back To Top
  • İlhami ATASEVER
    İlhami ATASEVER
O söz hala yerine getirilmedi!

O söz hala yerine getirilmedi!

 - Tarih 11.8.2017
- A +

 25.11.2016 ve 20.02.2017 tarihlerinde “Taşeron İşçilerin Kadro İşi Ne Oldu?” Başlıklı yazılar yazmıştım. O gün bugündür bu konu ile ilgili ortaya somut bir şey çıkmadı.

04.06.2016: Başbakan Binali Yıldırım taşeron işçilerin kadroya alımı ile ilk açıklamalarını yapmıştı.

“Başbakan Binali Yıldırım'ın Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesindeki taşeron işçilerin kadroya alınması töreninde, "Aynı işi yapıyorsa bütün çalışanların aynı şekilde muamele görmesi gerekir. Alın terini, akıl terini bu ülkenin üretimine, geleceğine koyan insanların farklı bir sınıflandırılmaya tabi tutulması asla ve asla kabul edilemez. Bu çalışma barışına da aykırıdır, inancımıza da aykırıdır. Onun için bu çarpıklığı, bu yanlışı ortadan kaldırmak için hükümetimiz ortaya bir irade koydu. Ve kamudaki tüm taşeron arkadaşlarımızın devlet kadrolarına, asli işlerini yapacak şekilde sürekli bir statüye getirilmeleri, kamuoyuna AK Parti'nin yeni dönemdeki taahhüdüdür." Demişti.

*****

06.09.2016:Taşeron işçiler için müjde!

Basında; “Yaklaşık 720 bin taşeronun kadroya alınmasıyla ilgili çalışma her geçen gün netlik kazanıyor. Taşeron işçiler hükümetten gelecek müjdeli haberleri bekliyor. Taşeron işçilerle ilgili son dakika haberine göre 1 Kasım tarihi sonrası da dahil olmak, kamu kurumlarında taşeron olarak işe giren bütün çalışanlara kadro yolu açılacak. Bakan Ağbal ise taşeronla ilgili olarak, "İlave çalışma ihtiyacı ortaya çıktı. Üzerinde çalışıyoruz" dedi. Yüzbinlerce kişiyi ilgilendiren Taşeron işçilerin kamuya alınmasına yönelik çalışmalar büyük ölçüde tamamlandı.” Şeklinde haber çıkmıştı.

Zaman zaman “Taşeron işçilerin kadro işi ne oldu?” başlığı ile yazılar yazıyorum. Bu yazıyı okurken içinizden belki şöyle düşünebilirsiniz. Yaa bu yazıyı kim okur ve gereğini yapar ki. Düzce’de dile getirilen bu konudan Ankara’nın haberi nasıl olur ki! Bu konu TBMM’nin işi, kim duyar ki bu sesi diyebilirsiniz. Peki o zaman ben bu yazıyı niçin yazıyorum?

Birincisi; “Taşeron işçilerle” ilgili konunun gündemde kalmasını sağlamak adına yazıyorum!

İkincisi; Geçtiğimiz günlerde şehrimizin en işlek bulvarı olan Atatürk Bulvarı girişinde, herkesin gelip geçtiği ve gördüğü yerde, Belediye binamızın hemen karşısında yer altından adeta su kaynıyordu. Yaa dedim herhalde belediyenin, yer altından fokur fokur akan bu sudan haberi vardır! Akan suyun, gerçekten yer altından su kaynıyor gibi bir görüntüsü vardı. Bir gün, üç gün, beş gün derken su akmaya devam ediyordu. O su yaklaşık 8-10 gün öyle boşu boşuna aktı gitti. Artık dayanamadım, belediyeden ilgili kişileri aradım. Haber verdim ve su ertesi gün kesildi!

Nasıl olsa birisi haber vermiştir dememek lazım. Belediyenin haberi olmamış, kimse de haber vermemiş. Demek ki hatırlatmak gerekiyor!

Yani demem o ki! Yazdığım yazılar belki siyasilerden birisinin ilgisini çeker de, gözüne takılır! Çünkü taşeron işçilerle ilgili verilen bir söz vardı. Bu söz taa Başbakan Ahmet Davutoğlu zamanından beri söylenen bir söz. Bu söz yaklaşık olarak 720 bin taşeron işçiyi ilgilendiriyor. Aileleriyle birlikte kaç kişiyi ilgilendiriyor bilemem. Ama bildiğim bir şey varsa “İşçiler farklı sınıflandırılmaya tabi tutulamaz. Bu durum asla ve asla kabul edilemez. Bu durum çalışma barışına da, inancımıza da aykırıdır. Hükümetimiz, onun içindir ki bu çarpıklığı, bu yanlışı ortadan kaldırmak için ortaya bir irade koymalıdır. O söz hala yerine getirilmelidir” Hoşçakalın. 






Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.