Back To Top
  • Atilla GÜLDİKEN
    Atilla GÜLDİKEN
Gelip görmek, görüp sevmek!..

Gelip görmek, görüp sevmek!..

 - Tarih 5.2.2016
- A +

 Kendisini Akçakoca’da tanıdığım doktor bir dostumun ilk defa geldiği ilçemizden ayrılırken kurduğu iki cümleden esinlenerek bu metni kaleme aldım.

 

Her eve bir misafir geldiği gibi, her yöreye de mutlaka misafirler gelir. Bize düşen misafiri en iyi şekilde ağırlamak, evimizde bunu nasıl yapıyorsak yöremizde de aynısını yapmak, konuğumuzu evinde gibi hissettirmek, ev sahipliğinde samimiyetimizle, doğal ve kültürel hallerimizle konuğumuzun güvenini kazanıp muvaffak olduğumuzda, o da en doğal ve samimi haliyle ev sahibine yakınlaşır, tüm önyargılarından arınıp kendini evinde hisseder. Konuk olan ev sahibine güvenle birlikte minnettarlık duyar. İlk iletişim anından itibaren başlayıp güvenle devam eden konuk misafir ilişkisine ben turizmin anahtarı diyorum.

 

Ankaralı Prof.cerrahı tanımam, onun turizm derneğine gelip benden bilgi almaya geldiği gün başladı. O günü çok iyi hatırlıyorum, kapıdan girdi selam verdi ve iki soru sordu. Tam onların cevabını verirken üçüncü soru geldi. Ben gülümseyerek buyurun oturun bir nefes alın reçeteniz bende dedim. Gülerek oturdu, kendisi üç gün kalacakmış. Kendisiyle üç günlük program yapıp ilçemizde görebileceği yerleri birlikte sıraya koyduk. Vedalaşırken hâlâ gülüyordu. Neden gülüyorsunuz? diye sorunca doktor olan benim reçeteyi yazan sensin dedi.

 

Ben de güldüm ve şöyle dedim. Biz sizin büyük şehirlerde hangi şartlar altında yoğun çalıştığınızı biliyoruz, kısa olsa da üç günlük dinlenme arzunuza ev sahipliği yapmak istiyoruz. Bizim de reçetemiz bu. Gayemiz sizi evinizde gibi hissettirip yöremizin değişik renkleri, tatlarıyla tanıştırmak, giderken izlenimlerinizi bizimle paylaşın lütfen.  Vedalaştık.

 

Üç gün sonra tekrar uğradı. Memnun kaldınız mı diye sordum. Geldim gördüm. Gördüm sevdim dedi.

 

 






Yorumlar

Yorumlar
mahalleli 5.2.2016 - 14:01:04
Sevgili Atilla kardeşime yazarlık hayatında başarılar dilerim. Çok memnun oldum, yazılarının devamını bekliyorum. Zira, Akçakoca'nın turizm konusunda kendisinden yeterince faydalanmadığını düşünüyorum. Yolu açık olsun.