Back To Top

Umut Çakırhan... Kendimi Akçakocalı Sayıyorum

Umut Çakırhan... Kendimi Akçakocalı Sayıyorum

 - 0 Onaylı Yorum  -0 Bekleyen Yorum -18.1.2018
Umut Çakırhan... Kendimi Akçakocalı Sayıyorum
- A +

Umut Çakırhan;  İstanbul doğumlu orta halli bir ailenin tek çocuğu. Eğitimini İsviçre ve ABD ‘de tamamlamış. Önceki yıllarda kısa bir süre çalıştığı Sky Tower Otelini çok sevmiş olacak ki; Onu atıl halden kurtarıp yeniden turizme kazandırabilmek için var gücüyle uğraşıyor. Belki ismi bize yabancı ama eşi Akçakocalı ve bunu çok az kişi biliyor. Kendisi Ege kültürüyle yetişmiş olmasına rağmen bu şehir ile kurduğu bağ evliliğin de ötesinde. Umut Çakırhan Akçakoca’ya umudunu bağlamış, kaderini bura ile birleştirmiş. Biz de eniştemizin bugüne kadar yaşadığı hayat serüvenini ana hatlarıyla öğrenip, önümüzdeki yıllarda neler yapmak istediğini konuştuk. Kamuoyunun yakından takip ettiği Sky Tower Deluxe Otel ‘in yeni İşletmecisi Umut Çakırhan ile röportajımızda merak ettiğiniz soruların karşılığını bulabileceğinizi umuyoruz.

Umut Bey kamuoyu sizin hakkınızda çok az şey biliyor. Bize kendinizi tanıtır mısınız?

1972 yılında İstanbul’da doğdum. Öğretmen anne, bankacı babanın tek evladıyım. Üniversite eğitimini İsviçre ‘de Turizm bölümünde tamamladım. ABD Preston Üniversitesinde İşletme yüksek lisansı yaptım.  Türkiye’ye dönüşümde Bodrum’da beş yıldızlı bir otelin genel müdürlüğünü yaptım. Yine turizm sektöründe Rusya, Azerbaycan ve Kıbrıs ‘ta yöneticilik yaptım. Son dönemde, Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi nin ( ABİGEM) Türkiye’deki iki eğitimcisinden biriyim. Çeşitli kuruluşlarında üyeliklerim var, örneğin Unesco Milli Komitesinin üyesiyim, Profesyonel Turizm Yöneticileri Birliğinin kurucularındanım. Ayrıca hobim olarak değerlendirdiğim medya sektöründe bazı faaliyetlerim var. İnternet gazeteciliği yapıyorum, şimdi başka bir gazete projem daha var adı Türkiye Life.

Neden Akçakoca’ya yatırım yapıyorsunuz? Burayla nasıl bir bağınız var?

Bir dönem Akçakoca’da çalıştım. Fakat Akçakoca ile ilişkim sadece bu değil. Eşim Akçakoca ‘lı. Hal böyle olunca ben de kendimi Akçakocalı olarak sayıyorum.

Akçakoca’nın turizm potansiyelini nasıl buluyorsunuz? Bu potansiyel nasıl geliştirilebilir? Sizin katkılarınız neler olabilir?

Akçakoca’da bulunduğum zamanlarda, buranın deniz ulaşımı yönünden geliştirilebileceğini düşünmüştüm. İstanbul’dan buraya deniz ulaşımı sağlandığı takdirde Akçakoca’nın çehresi değişebilir. Bir şehirde turizmden para kazanan ne kadar çok olursa, turizm de o kadar gelişir. Artık turizmin tanımı da değişiyor. Eskiden bir yerden bir yere tatil veya iş için gidilmesine turizm deniyordu. Bizim yeni gelişen turizm tanımımız daha farklı. Örneğin Zonguldak’taki birinin Akçakoca’ya bir kahve içmeye gelmesi turizm faaliyetidir. Akçakoca’da yaşayan birinin çınar caddesindeki bir mekâna sıklıkla gidiyor olması bir turizm faaliyetidir. Böyle baktığınızda konuyu daraltmış olmanıza rağmen, gelişime daha açık hale getiriyorsunuz. Örneğin bir mekâna sık sık kahve içmeye gidiliyorsa, orası da kendini düzenlemek, yenilemek zorunda kalıyor. Böylelikle kalite de otomatik olarak artıyor. Turizmden ne kadar çok kişi faydalanırsa bölgenin hizmet kalitesi de o kadar çok gelişir.

Otelinizde bir kitap fuarı düzenliyorsunuz, yemekhanelerden birini kütüphaneye çevirmeyi planlıyorsunuz. Klasik otel patronu gibi davranmıyorsunuz. Vizyonunuzu nasıl tanımlıyorsunuz?

Kitap temel ihtiyaçlarımızdan bir tanesidir. Kültürel ve sosyal alanlara oldukça önem veriyoruz. Elbette ticarethane işlettiğimizin de farkındayız ancak kendi kalitemizi ortaya koymak, insan kaynaklarıyla neler yapabileceğimizi keşfetmek ve Akçakoca ile barış içinde olmak anlamında böyle bir etkinliğin çok iyi olacağını düşündüm. Restoranlarımızdan birini 100.000 kitap alabilecek kütüphaneye çevirdik. Hedefimiz bir yıl içinde bağışlarla birlikte 100.000 kitaplı bir kütüphaneyi oluşturmak. Akçakoca halkına açık, bölgedeki en büyük kütüphane olacağız. Restoranların birinden kazanacağım para yerine bir çocuğu kitap ile buluşturmak benim için daha değerlidir.

Akçakoca’da yaşamak sizce nasıl bir şey? Bölgeye yatırım yapan biri olarak kamudan yeterli desteği alıyor musunuz?

Kamu kurumları ve yöneticileriyle görüşmeler yaptık. Herkesin iyi niyetli olduğunu, bizi desteklediğini görüyoruz. Ancak bu tesisi Bodrum ‘da açsaydım çok daha fazla yardım alarak, daha kısa süre içinde tamamlardım. O taraflarda halk biraz daha istekli. Burada insanlarda isteksizlik ve umutsuzluk görüyorum, nedendir bilmiyorum. Bunu bir türlü kıramadık. Bu otel Akçakoca’nın bir değeridir. Bu değeri daha da yüceltmek için herkesin el birliği ile destek olması, en azından iyi niyetlerini bizimle paylaşması daha güzel olur. Burada yaptığımız yatırım öncelikle Akçakoca esnafına yarayacak. Oda kahvaltı sistemiyle çalıştığımız için misafirlerimiz birçok ihtiyacı için çarşıya inecek. Akçakoca’nın restoranlarına gidecek, buraya hareket getireceğiz. Pastamızı belli ölçüde Akçakoca’ya dağıtmış olacağız.

Akçakoca’nın en çok neyini seviyorsunuz?

Tek kelimeyle söylemek gerekirse; Balığını seviyorum diyebilirim. Karadeniz yemekleriyle burada tanıştım. Mıhlamayı seviyorum. Abonesi olduğum bir yer var. İki üç günde bir gidip orada mıhlama yiyorum.

Otelinizde Gastronomi anlamında hangi yenilikleri yapmayı planlıyorsunuz?

Mutfağımızda, ağırlıklı olarak Türk Mutfağına ait lezzetleri yapacağız. Son dönem Osmanlı, özellikle Saray Mutfağını andıran yemekleri hayata geçirmek istiyoruz. Ege kültürüne ait çok sayıda mezemiz olacak. Yeni oluşturacağımız balık restoranımız da beğeniye sunulacak. Et ve tavuk yemekleri Osmanlı tarzında olacak. Balık ve et restoranlarımız ayrı mekânlarda hizmet verecek.

Yurtdışından turist getirmeye yönelik çalışmalarınız var mı?

Halen bu konu için çalışmaktayız. Özellikle Avrupalı turiste yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Bu ay sonuna kadar netleştireceğiz.

Kongre ve Seminer Turizminde Akçakoca’nın çok kan kaybettiğini düşünüyorum. Bu konuda yapmak istediğiniz çalışmalar var mı?

Kongre ve seminer turizmine yönelik çalışmalarımız var ama net ve çabuk sonuç alınacak bir alan değil. En küçük bir kongrenin bile bir yıl öncesinden onaylanıp sözleşmesinin yapılması gerekiyor. Bu anlamda en az bir yıl geriden gelerek süreci yaşamak zorundayız. 2019 için ciddi ölçekte kongre organizasyonlarımız olacak.

Röportaj: Özhan Kızıltan





Yorumlar

Yorumlar
Bu Habere Daha Önce Yorum Yapılmamış.